SANATA GİDEN YOL KİŞİNİN BEYNİ, GÖZÜ VE ELİNDEN GEÇER. Mehmet Erbil
   
  Mehmet ERBİL
  SIIRLERIM
 
 "Bu sayfalarda yer alan yazı, belge ve fotoğraflar 5846 sayılı yasanın güvencesi altındadır. İzinsiz kullanılamaz."






KÖY ENSTİTÜLERİ

Bilgiyle kavuştu ışığa,

Kucak açtı güzelliklere Anadolu

Aydınlandı karanlık köyler

Kafalar şimdi dopdolu.



Su bulundu, yeşerdi her yer

Varıldı hedefe birlikte koşarak

Buram buram harmanlandı

Kabardı, canlandı bu toprak.



Oğul verdi arılar ard arda

Meyveyle donandı dallar

Taşlar yontuldu, dizildi bir bir

Sıvandı sevgiyle tüm yapılar



Yol aldılar omuz omuza

Ayşeler, Mehmetler el ele verdi

Kitaplarla doldu tüm okullar

Üretimdi tasaları, hem de ekindi.

Mehmet Erbil

 

 

 HALKIM

Kovuldu ufkumuzdan

kara bulutlar

Bilekler bükülemedi

Direndiler yokluklara.

Çalışkandı, zekiydi,

Öğrenirdi bu halk

Koştular aydınlığa

Ve de sımsıkı

sarıldılar toprağa.

 

Ağaçlar boy saldı,

Birer birer açtı çiçekler,

Renklendi alın terleriyle

Her yer canlandı

Harman oldu bozkır onlara.

El attıkları her toprak

Yeşerdi, yeşerdi  

Dönüştü bağa.

      Mehmet Erbil

       16 Mayıs 2016




GEL GİBİ  II


Eridim bak 
Karlar gibi
Karışmadan sulara,
Ne olur; avuçla
Durdur beni.

Parça parça oldu
U
falandı kalbim
Savrulmadan,
Ne olur; 
sevginle
Topla beni.

Buz gibiyim
Dilim dönmez
Tutmaz elim,
Ne olur; gönlünde
Erit beni.

Gözlerin pırıl pırıl
Kolların açılır
Açılır yaklaşır bana,
Ne olur; sözlerinle 
Coştur beni.

Ellerinde biçimleneyim 
Bana baksın 
gözlerin
Öylece,
Ne olur; karşında
Dondur beni.

Anlayamazsam
Üzersem seni
Duymazsam sesini,
Ne olur; yeniden 
Yak beni.
Mehmet Erbil   (31 Ekim 2008 )

 

 

GEL GİBİ  I


Üşüdüm
Köşesinde
Yalnızlığımın
Ne olur; 
gülüşünle
Isıt beni...

Uçurumlardayım
Yapa yalnız
Başım dönüyor
Ne olur; gel de
Tut beni...

Karma karışık 
Düşüncelerim
Çevremde sensizlik
Ne olur; kollarında
Uyut beni...

Çırpınır
Kuşlara benzer
Sevecen kalbin
Ne olur; orda
Büyüt beni...

Mehmet Erbil   (31.10.2008 )

 





 

Hasanoğlan’da yıkılan iki yapıdan biri(Fotoğraf:
 Ergin Baysal 21 Nisan 2013)-

 

HASANOĞLAN’A AĞIT

 


  Dalan gözleri, titreyen dudakları

  Hüznü gördüm, yalnızlığı, çaresizliği,

  Parmak izini, alın terini bebelerin

  Değer bilmezliği gördüm, diri diri.

 

  Duyarsızlık bir bir söküp alıyor

  Tuğla üstüne tuğla koyan yok

  İşleri yıkmak, silmek izleri
gözlerden

  Hasanoğlan’dan mutlu ayrılan yok.

 

  Sağır sultan olmuşlar, duymazlar ki,

  Taşı koyarken koptuğunu parmağın

  Yerle bir etmişler, derslikleri, uğrağı (+)

  Duymazlar yontulan taşların, ritmini tuğlaların.

  

  
  Bozkırlar yeşerir, kırlar
çiçek açardı

  Bebelerin alın teriydi bunları coşturan,

  Gece demez, gündüz demez üretirler

  İşlerine gelmez ders almak bunlardan.

 

  Tüm yükü, eziyeti güle
oynaya onlar çekti

  Yüksünmediler, usanmadılar yaparken

  Ayrıcalıklı yer aldılar dünya sisteminde,

  Düşünün biraz; o taşları, tuğlaları sökerken.

 

  Gölköy’ün tuğlalarıydı masada biblo gibi,

  Gözleri dolarak izlemişti günlerce Tonguç,

  O çaba, o imece, o üretim fırtınası

  Kavak yelleri esiyor başınızda, hey çocuk
!

 

  Nar gibi kızarmış kiremitler, baş üstünde,

  Kale gibi, yıkılmaz taş duvarlar vardı

  Türkülerin, oyunların bitmeyen sesi

  Büyüyen, gelişen Türkiye'yi yazardı
 

  

   Batırılan geminin üretimleri bunlar

  Yakın, yıkın, sizin değil onca emek,

  Onarım deyip aşırın tuğlalardan

  Hazırda olan gelsin, kolay olsun yemek.

 

 
 
  Mehmet Erbil

  22 Nisan 2013

 
 

 
(+) uğrak: lokal

  

  
                       XXX


ŞİİR GİBİ    (Bayram Vural ve Hasanoğlan mezunu Kerim Bal)


                       XXXX

 

DALYAN’LI AMCANIN YALNIZLIĞI


Oturmuş derin derin düşünür geçen yılları
Kördüğüm olmuş, saçak saçak düşünceler
Usunda yaşamdan kalıntılardır parlayan
Dayan biraz daha, yıllara dayan be amcam.

Bu gürültü, bu kalabalık, biliyorum alışkın değilsin
Masal gibi geliyor sana, bunca yabancı
insan
Gelmiş yer etmiş, konaklamış senin yurdunda
Kendi toprağında yabancı olmuşsun be amcam.

Tekneler dizi dizi, alır götürür dalga dalga anıları
Yeşili kıpır kıpır oynar, süzülür suları kanalın
Dert etme, belki bir gün emeklerini olur anlayan
Tekneler alır seni de götürür, götürür be amcam.

Alnındaki izler Dalyan damgalı, bil ki hiç silinmez
Dokunsalar dökülür terlerin, ılgıt ılgıt karışır suya
Avuçlasalar elleriyle kanalda akar
gözyaşların
Unuttuklarını sanma, anımsarlar bir gün be amcam.

Dert tasa sarmasın seni, paraya doymaz
insanlar
Birileri gider, binleri gelir, “
dünya iki kapılı han”
Daha neler görecek daha neler bu şirin Dalyan
Mutlu ol, huzur duy, senden kalan miras bu be amcam.

Her şey planlanmış, unutulmuş halkın istekleri
Suları versem birilerine, nereleri nasıl yapıya açsam?
Düşünceleri çıkmış ortaya, dur durak bilmiyorlar
Ama doğa yasaları var, doğa yasaları be amcam.

Şöyle bir baksalar çevreye, dağa, taşa sorsalar
Dünden bu güne neler oldu, neler yaşadı Dalyan?
Çökmeler, yıkımlar, görürler geriye baksalar
Bu boş vermişliğe doğa; bir gün dur der be amcam.

Yüzündeki endişeleri okuyabilseler, anlasalar seni
Bu denli yükün, yığıntının, gürültünün, curcunanın
Doğayı bozmak olduğunu er geç görecekler onlar da
Ama iş işten geçmiş olacak, geçmiş olacak be amcam.

Düşüncelerin taş duvar gibi ayrık ve paramparça
Yıkılırsa yıkılsın, alel acele üşenmez yeniden yaparız
Sen ne düşünürsen düşün, “bizler her şeyi en iyi biliriz”
Bu
dünyayı yıkar da, kara düzen yeniden yaparız be amcam.

Mehmet ERBİL


        



Adıyaman 1980

YAYA KALMAK
                   
                               
 
Sahiplenmezsek sen, ben
Azalır memleket.
Yeniden yontmazsak taşları
Dizmezsek üst üste
Azar azar satılır bu toprak.
 
Düşünüp
Araştırıp, incelemezsek
Doldurmazsak bilgiyle
Dağarcığımızı,
Yıkılırız üretmezsek.
 
Gizlidir özgünlük,
Kişilik çalışmada,
Ekindir biçilen ekersen
Sayarsan yerinde
Su dövmek olur havanda.
 
 
Ve de sahiplenmezsek
Bakar kalırız akan suya
Köprüler kurmak yetmez
Açıl, enginlere dal
Kapılma uykuya..
 
İz bırak,
Tasalanma boş yere
Kalem tut, oku
Mürekkep yala
Eski deyimle .
 
Sen eskime
Bilenip, ışılda, ol bilgili
Arap saçı olmasın
Çözüm bul tuttuğun işlerde
Üretimde harca kendini.
                       

MEHMET ERBİL

21.03.2006
 
 
 
“Sahiplenmezsek, azalır memleket. Yeniden taşları yontmazsak, azar azar satılır bu toprak.” Bu satırlar Köy Enstitüleri ile ilgili yazdığım yazılardan birinin arasından çıktı, çıktı da bu şiir oluşuverdi. Oluşuverdi de gönlümü hoş etti.   
21.03.2006
 







NAZIM DEDİM
 
 
Sözcükler büyüdü, geldi dile
Duru, yalın söyledi Nazım
İnledi ince ince, sızladı teller
Kırıldı, döküldü, ezildi sazım.
 
Başka dedi, daha dedi, gürledi
Döktürdü öyküleri kulaklara
Az oldu, öz oldu, söz oldu
Duru duru aktı, yol oldu yarınlara.
 
Nazım'a kulak kesildi dünya
Yazı ustası, dil ustası, kalemden bilek
Toplar, biriktirir, salar aydınlıklara
Şiirden, sözcüklerden koca bir yürek.
 
Taş, toprak, su, yemyeşil yaprak
Ve de çınarlar boy boy avucumuzda
Su oldu, ılgıt ılgıt aktı sözcükler
Şiir oldu, ses oldu Nazım, başucumuzda.
 
              Mehmet Erbil 03 Haziran 2011


                                 XXX


Barış Atatürk Heykeli önünde 23 Nisan 1976 (Fotoğraf: Mehmet Erbil)

          ŞAKA BİLE OLSA

Bugün Edebiyat dersinde tahtaya kalkmış, F.Nafiz Çamlıbel’in ESKİ SARAY isimli şiirinin veznini buluyordum. Öğretmenimiz Mahmut Kızılkaya ödev veriyordu. Ziya Gökalp’ten, Mehmet Emin Yurdakul’dan,Yahya Kemal’den ikişer şiir yazacaktık.

O sıra arkadaşlardan bir tanesi “Mehmet Erbil’den de bir şiir” dedi.

(Muziplik yaptı aklınca.)

Kabul etti öğretmen. Çok da memnun olmuştu. Ben de memnun oldum tabi.

Hem nasıl olmam ki.

(Şaka bile olsa.)
         
Cumartesi 22 Mayıs 1965









Mehmet Erbil : Güven Anıtı - Ankara


            KİMLİK

Ben
Aydınlıklara koşar adım
Kendimi
Atatürkçülüğe adadım.

                       30 Kasım 1989
                        Mehmet Erbil

  

          
Mehmet Erbil : Anıtkabir (10 Kasım 2010)


              ATA YOLU


Sıraladık ilkelerini bir bir
Atatürk soluk oldu içimizde
Yol yordam öğrendik
Kenetlendik ülküsünde.

Dağları, taşları Anadolu'nun
Kızı kızanı el ele verdik
Koyulduk yola, omuz omuza
Başlangıç Atatürk dedik.

Ses oldu, çizgi oldu, ışık oldu
Şekillendi düşüncemiz dağlarca
Adım adım aydınlandı yolumuz
Sel olduk aktık, aktık Ata'nın yollarında.
                                           
                                 Mehmet Erbil 09.11.1989


                                            XXX







Mehmet Erbil : Köyceğiz-Yuvarlak Çay (HES'e Direnen Bölge)


CANIM MEMLEKETİM


Anadolu deyince aklıma
Halaylar, türküler gelir
On parmakta on hüner
Gönülden gönüle sesler yükselir.


Tarlalarda alın teri, bol verim
Hey benim canım memleketim
Haydin türküler söyleyip
Omuz omuza halay çekelim.


Kına gibi bu topraklar
Alı, yeşili, moru tamam
Davulla zurna olunca inanın
Türkülere oyunlara doyamam.


İşte başaklarla dolu ellerim
Ürün zamanıdır bugün
Türküler söyleyip, halaylar çekelim
Gönlümüzce başlasın düğün...


Mehmet Erbil

(Hasanoğlan 18.04.1984)


                                       xxx
     BİZ VE ONLAR

Onlar bir adım attı
Biz de attık,
Ama büyüktü adımları
Onlara
Kavuşamadık.
                Mehmet Erbil

                  XXX

ŞİİR'lerim
Parça parça...
Ve de
Parçalarım benim.
                 Mehmet Erbil

Yılların gerisinden, yılların ötesinden gelen bir yankı bu. Sanırım lise yıllarıma dek uzanıyor. Uzanıyor da, tutkularımdan birine vardırıyor beni. Yeniden soluklandığım, soluk aldığım dizelere vardırıyor.

Çabayı, dahasını istemenin gerektiğini sindiriyor bu dizeler okuyana.

Bana.

                        28 Kasım 1989
                         Mehmet Erbil





 Mehmet Erbil : Anıtkabir  


ATAM MUSTAFAM

Sevgin sardı
Gökleri
Dalgalandı bayraklar,
Büyüdü coşku
İlkenle çizildi sınırlar
ATAM MUSTAFAM.

Düşünceler ürettin
Estin ılgıt ılgıt
Su serpildi yüreklere,
Büyüdü tutkularımız
Aydınlandık hepten
Çizgimiz oldun
ATAM MUSTAFAM.

Öptün ellerini
Değer verdin sanatçılarımıza
Var ettin ulusu
Muhtaç etmedin ele güne,
Kafa tuttun da yedi düvele
Yettik kendi kendimize
ATAM MUSTAFAM.

Sürdüğün tarlalar boş şimdi
Traktörler, makinalar sustu
Çoğaldı hazıra koşanlar,
Bu ulus yeniden kazanacak
Öğrettiğin gibi
Ekmeğini taştan çıkaracak
ATAM MUSTAFAM.

Bazı yerler bizim değil sanki
Kaleyi içten fetheder gibi
Parsel parsel oldu topraklar
Bir sözün vardı unutmadık,
Çok anlamlı
"Geldikleri gibi giderler"
ATAM MUSTAFAM.

Erbil parmak basar yaraya
Anlattıkları gerçektir anlayana,
Biz de varalım aya
Çıksın da yola
Bir baksın
Ufukta çaksın
ATAM MUSTAFAM.

Mehmet Erbil   09 Kasım 2008






            

        Mehmet Erbil : Çerçi (25 Ocak 2007 Adıyaman)


        ÇERÇİ

Kahretmek gelmez elinden
Üç kuruş da olsa
Razıdır satışlara
Sayar da yılları,
Yorulur Amcam
Yenik düşer
Dalar uykuya.

Oturmuş, oturmuş da
Bir türkü tutturamamış,
Akıtmış ne varsa içine 
Yılların izleri yüzünde
Bir varmış masal gibi
Bir yokmuş Amcam
Kime ne?

Çevresinde incik boncuk
Adım adım yol almış
Tamtakır gönül dağarcığı
Akıl edip sayamadığı
Devrilip gitmiş yıllar
Bilmez ki Amcam
Bu artık sonbahar.
                Mehmet Erbil
               24 Ekim 2008 


              



Mehmet Erbil : Gökyüzünün başka rengi de varmış




Fazıl Hüsnü Dağlarca Portresi


         DAĞLARCA


Yetim mi kaldı sözcükler?
Düşen nedir sayfalara?
Sayfaların dahası var
Dahası DAĞLARCA.

Uzanışlar var ötelerden
Yolculuklar sana, bana
Usumuzda dahası var
Dahası DAĞLARCA.

Doldu taştı sözcükler
Türkçe döndü çağlayana
Göklerde dahası var
Dahası DAĞLARCA.
                  Mehmet ERBİL 17 Ekim 2008

     

   
Mehmet Erbil : İstanbul bekle bizi




Orhan Veli Oturmuş da türkü tutturamamış (Fotoğraf:Mehmet Yılmaz)

       ORHAN VELİ GİBİ
                      Urumeline oturmuşum
                      Oturmuşum da
                      Beton yığınlarına baka baka
                      Aman da ne güzel
                      Uyumuşum.
                                         17.06.1990 Mehmet Erbil

Bu şiiri yazdığım tarihlerde Anadolu Güzel Sanatlar Liselerinin kuruluş çalışmaları için sık sık İstanbul'a gidiyor, Balta Limanında açılan İstanbul Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinin çalışmalarını yerinde görüp, inceliyor, hem Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinin kuruluş çalışmalarına hazırlık yapıyor hem de okutulacak derslerin taslak programlarını oluşturuyorduk. Bu çalışmalar sırasında zaman buldukça çevreyi  inceleme fırsatı da oluyordu. İşte bu çevre gezilerinden birinde yolumuz, Orhan Veli'nin heykelinin bulunduğu mekana düştü. Aklıma Orhan Veli'nin burada oturup tutturduğu türküler geldi. Sağıma baktım, soluma baktım, karşılara baktım... Gördüm ki, türkü tutturacak ne hal ne de görüntü kalmış. Her yan beton yığını olmuş. Hal böyle olunca da; türkü tutturmak yerine oturmuş, uyumuşum.

Kanımca bu günleri görse Orhan Veli de, o günlerdeki gibi türkü tutturma çoşkusunu yaşayamazdı... Çaresiz O da beton yığınlarına baka baka uykuya dalardı.
                                                                          13.03.2008





Mehmet Erbil : Oduncu Pazarı-Adıyaman 1969


 ORHAN VELİ'YE ÖYKÜNME

Cep delik
Cepken delik
Yen delik"
Ayakkabın da delik
Kevgiri de geçtin 
Be kardeşlik.
              16.09.1991
               Mehmet Erbil

Yazmak güzel şey. Arada sırada yazmışım. İster özenti deyin, ister içten gelen bir ses deyin. Aklıma estikçe yazmışım. Bence güzel şey. Ama dahası, ama arkası olursa güzel şey.
            
                                       11.12.1995




 
                                       

              CEBİR GİBİ

Sana "x", sevgine "y" diyorum
"x+y=o"
Denklemi gereğince 
Senden nefret ediyorum
                            Mehmet Erbil

Bu şiirim lise yıllarımdan, sayfalara dökülmüş, oradan da dergi sayfalarına kadar uzanmıştır. Arada bir usuma takılır, arada bir yeniden yazıyormuş gibi heyecanlanırım.  Bu heyecanı ilk duyduğum yıllar 1964'lere dek uzanır. Çünkü o yılların şiiridir.

Gençlik heyecanıyla dolmak, gençlik heyecanıyla yaşamak ne denli güzel. Bu genç düşünme sürekli ola...

  
 
  Bugün 72406 ziyaretçi (124562 klik) kişi burdaydı! SANATLA KALIN-SAĞLIKLA KALIN  
 
isteataturk.com